iRC Dünysında Forumki
Radyo Sorumluları Forumki.Com'da
Stil Ayarları
Yazar:
MaviS
Su güzellik verir
Su, doğanın insanlara sunduğu vazgeçilmez bir kaynak. Her damlasıyla vücudumuzda mucize yaratan güzellik ve sağlık kaynağı suyu doğru ve etkin kullanmak gerekiyor.
Yazın dayanılmaz sıcaklığıyla tanıştığımız şu günlerde suyun vücudumuz için önemli bir gereksinim olduğ u tartışılmaz bir gerçek. Özellikle vücudumuzun koruyucu tabakası olan derimizin yaz aylarında kuruyup dökülmesini engelleyen, elastikiyet, ipek gibi bir görünüm ve canlılık kazandıran tek yaşam kaynağı su. Cildimiz vücudumuzun dış etkenlere, virüs, bakteri ve toksik maddelere karşı en büyük silahı.
Derimiz, yaşamın zorlukları na karşı vücudumuzu koruyan elastik bir sınır. Cildimizde yer alan su, vücuttaki toplam suyun yüzde 20’sini oluşturur. Normal iklim koşullarında derimiz günde yaklaşık 400 ml su kaybeder. Derinin kusursuzluğ u, esnek ve elastik doğası değişik tabakalarındaki su miktarına bağlıdır. Epidermis adı verilen derimizin en üst katmanı nı oluşturan ölü hücreler, esnek kalabilmek için suyla birleşmesi gereken keratin adında lifli bir protein içerir. Yüzey kuru dukça esneklik kaybolur, su kaybı cildimizin erken yaşlanmasına yol açar. Bu yüzden cildin nemlendirilmesi büyük önem taşır.
Su cildi nemlendirir Su, mucizevi diye tanımlanan güzellik kremlerinin hiçbir zaman gerçekleştiremeyeceğ ini yapar ve cilde yaşam katar. Su, cildi doğal olarak nemlendirir. Çünkü gerçek nemlendirme ancak derinin altından, yani doğal suyla olur. Derinin nemi çeşitli dış etkenlerle azaldığında, ki bu yaz aylarında artış gösterir, deriyi dışarıdan nemlendirmek yetersiz kalır. Derinin nem dengesini sağlamanın tek yolu ise yeterli ve sağlıklı miktarda su içmek.
Su cildi dirileştirir
Hücrelerin canlılığını sürdürebilmesindeki en önemli element su. Vücudumuzdaki su dengesinin de cilt üzerinde büyük bir etkisi bulunur. Su, sağlıklı bir cildin temel besin kaynağıdır. Güneş, hava basıncı ve klimaların yarattığı sağlıksız ortamlarda cildimizin doğal parlaklığını bol bol su içerek koruyabiliriz.
Su neden gerekli
Vücudumuzdaki tüm enzim reaksiyonları suyla yapılır. Suyun, enzim reaksiyonlarını hızlandırıcı işlevi bulunur. Vücut suyumuzun yüzde 90’ı, vücudun ana suyolu diye adlandırılan kan plazmasında yer alır. Yiyecekler hücrelere bu ana suyoluyla taşınır ve daha sonra geriye kalan atıklar böbreklerden süzülerek idrarla birlikte dışarıya atılır. Vücudumuza aldığımız suyun yüzde 20’sini ise buharlaştırırız. Sindirim sistemi, yiyecekleri işlemek için vücudumuza aldığımız suyun çoğunu kullanır.
Vücut, suyu kendini soğutmak için de kullanı r. Dışarıda sıcaklık 33 derecenin üstüne çıktığında ya da spor yaptığımızda vücut ısınır. Sağlık açısından vücut ısısı mutlaka dağıtılmalıdır. Sistem içerisinde kan, kaslardan deriye doğru pompalanır ve suyla birlikte ciltte nem oluşmasını sağlayarak vücudu soğutur. nsan vücudu üç ana elementten oluşur. Kas, organik doku ve yağ. Vücudumuza bu yağın yalnızca yüzde 3’ü gereklidir. Yağın yerleşim alanı böbrekler ve mide gibi hayati organizmaların içi ve etrafıdır. Değişik hormon seviyeleri nedeniyle erkek ve kadın vücudunda depolanan yağ oranı farklıdır. Kadınlar, erkeklere göre daha çok yağ depolar.
Forma girmek için su
Fazla kilolarımız estetik açıdan olduğu kadar sağlığımız açısından da tehlike taşıyor. Kilo verme amaçlı uygulanan bir diyette günde üç litre su içmenin büyük yararı var. Çünkü su, yağların parçalanarak dışarı atılmasında önemli rol oynar. Hiç kalorisi olmadığı için sanıldığının aksine şişmanlatıcı etkisi yoktur. Metabolizmamızı hızlandırdığı için alınan besinlerin yararlı kullanımına ve gereksiz metabolik atıkların vücut dışına çıkarılmasına yardımcı olur.
Sağlığın anahtarı su
Normal bir yetişkinin günde en az 1.5 litre, sporcuları n, hamilelerin ve emziren annelerin en az 2.5 litre su içmesi gerektiğini biliyoruz. Hiçbirimiz susuz bir hayatı düşünemezken sağlığımız için bu kadar önem taşıyan suyu acaba yeterince tanıyabiliyor muyuz? Suyunuzun nasıl olması gerektiği konusunda birkaç ipucu var:
• Yerleşim yerlerinden uzak, hijyenik koşullarda şişelenen, doğal kaynak suyu olmalı.
• Suyunuz bulanık olmamalı, renksiz ve berrak olmalı.
• İçeriğindeki mineral yapısı dengeli olmalı.
• Tüketiciler Avrupa’da “sodyum free” olarak adlandı rılan, içeriğinde 100 ml.’de 5 mg.’dan az sodyum bulunan suları tercih ediyor. Vücudun asit-baz dengesi için gerekli olan sodyum mineralinin gereğinden fazlası böbrek rahatsızlıklarına, ödeme ve kan basıncının artmasına neden olur. Pınar Denge’nin sodyum oranı 0.94 mg/lt.; Pınar Madran’ın sodyum oranı 2.00 mg/lt.; Pınar Yaşam Pınarım’ın sodyum oranı 2.00 mg/lt.
• Tokluk hissi verir.
• Vücutta gereksiz su toplanmasını önler. Çünkü vücut az su alınca bunu tehlike işareti sayar ve her damlayı saklar. Bu da el, ayak, ve bacakların şişmesine yol açar.
Sevgi bir yıldızdır yanıp sönen ,
Masmavi bir düştür .
Gökyüzünde hiç ölmeyen ,
Sevenlerin mumudur sevgi ,
Eriyip de hiç bitmeyen
Sevgi dolu bir Gün olması dileğiyle
Yüzünüz güleç, neşeniz bol,
Enerjiniz daima pozitif olsun
Su, doğanın insanlara sunduğu vazgeçilmez bir kaynak. Her damlasıyla vücudumuzda mucize yaratan güzellik ve sağlık kaynağı suyu doğru ve etkin kullanmak gerekiyor.
Yazın dayanılmaz sıcaklığıyla tanıştığımız şu günlerde suyun vücudumuz için önemli bir gereksinim olduğ u tartışılmaz bir gerçek. Özellikle vücudumuzun koruyucu tabakası olan derimizin yaz aylarında kuruyup dökülmesini engelleyen, elastikiyet, ipek gibi bir görünüm ve canlılık kazandıran tek yaşam kaynağı su. Cildimiz vücudumuzun dış etkenlere, virüs, bakteri ve toksik maddelere karşı en büyük silahı.
Derimiz, yaşamın zorlukları na karşı vücudumuzu koruyan elastik bir sınır. Cildimizde yer alan su, vücuttaki toplam suyun yüzde 20’sini oluşturur. Normal iklim koşullarında derimiz günde yaklaşık 400 ml su kaybeder. Derinin kusursuzluğ u, esnek ve elastik doğası değişik tabakalarındaki su miktarına bağlıdır. Epidermis adı verilen derimizin en üst katmanı nı oluşturan ölü hücreler, esnek kalabilmek için suyla birleşmesi gereken keratin adında lifli bir protein içerir. Yüzey kuru dukça esneklik kaybolur, su kaybı cildimizin erken yaşlanmasına yol açar. Bu yüzden cildin nemlendirilmesi büyük önem taşır.
Su cildi nemlendirir Su, mucizevi diye tanımlanan güzellik kremlerinin hiçbir zaman gerçekleştiremeyeceğ ini yapar ve cilde yaşam katar. Su, cildi doğal olarak nemlendirir. Çünkü gerçek nemlendirme ancak derinin altından, yani doğal suyla olur. Derinin nemi çeşitli dış etkenlerle azaldığında, ki bu yaz aylarında artış gösterir, deriyi dışarıdan nemlendirmek yetersiz kalır. Derinin nem dengesini sağlamanın tek yolu ise yeterli ve sağlıklı miktarda su içmek.
Su cildi dirileştirir
Hücrelerin canlılığını sürdürebilmesindeki en önemli element su. Vücudumuzdaki su dengesinin de cilt üzerinde büyük bir etkisi bulunur. Su, sağlıklı bir cildin temel besin kaynağıdır. Güneş, hava basıncı ve klimaların yarattığı sağlıksız ortamlarda cildimizin doğal parlaklığını bol bol su içerek koruyabiliriz.
Su neden gerekli
Vücudumuzdaki tüm enzim reaksiyonları suyla yapılır. Suyun, enzim reaksiyonlarını hızlandırıcı işlevi bulunur. Vücut suyumuzun yüzde 90’ı, vücudun ana suyolu diye adlandırılan kan plazmasında yer alır. Yiyecekler hücrelere bu ana suyoluyla taşınır ve daha sonra geriye kalan atıklar böbreklerden süzülerek idrarla birlikte dışarıya atılır. Vücudumuza aldığımız suyun yüzde 20’sini ise buharlaştırırız. Sindirim sistemi, yiyecekleri işlemek için vücudumuza aldığımız suyun çoğunu kullanır.
Vücut, suyu kendini soğutmak için de kullanı r. Dışarıda sıcaklık 33 derecenin üstüne çıktığında ya da spor yaptığımızda vücut ısınır. Sağlık açısından vücut ısısı mutlaka dağıtılmalıdır. Sistem içerisinde kan, kaslardan deriye doğru pompalanır ve suyla birlikte ciltte nem oluşmasını sağlayarak vücudu soğutur. nsan vücudu üç ana elementten oluşur. Kas, organik doku ve yağ. Vücudumuza bu yağın yalnızca yüzde 3’ü gereklidir. Yağın yerleşim alanı böbrekler ve mide gibi hayati organizmaların içi ve etrafıdır. Değişik hormon seviyeleri nedeniyle erkek ve kadın vücudunda depolanan yağ oranı farklıdır. Kadınlar, erkeklere göre daha çok yağ depolar.
Forma girmek için su
Fazla kilolarımız estetik açıdan olduğu kadar sağlığımız açısından da tehlike taşıyor. Kilo verme amaçlı uygulanan bir diyette günde üç litre su içmenin büyük yararı var. Çünkü su, yağların parçalanarak dışarı atılmasında önemli rol oynar. Hiç kalorisi olmadığı için sanıldığının aksine şişmanlatıcı etkisi yoktur. Metabolizmamızı hızlandırdığı için alınan besinlerin yararlı kullanımına ve gereksiz metabolik atıkların vücut dışına çıkarılmasına yardımcı olur.
Sağlığın anahtarı su
Normal bir yetişkinin günde en az 1.5 litre, sporcuları n, hamilelerin ve emziren annelerin en az 2.5 litre su içmesi gerektiğini biliyoruz. Hiçbirimiz susuz bir hayatı düşünemezken sağlığımız için bu kadar önem taşıyan suyu acaba yeterince tanıyabiliyor muyuz? Suyunuzun nasıl olması gerektiği konusunda birkaç ipucu var:
• Yerleşim yerlerinden uzak, hijyenik koşullarda şişelenen, doğal kaynak suyu olmalı.
• Suyunuz bulanık olmamalı, renksiz ve berrak olmalı.
• İçeriğindeki mineral yapısı dengeli olmalı.
• Tüketiciler Avrupa’da “sodyum free” olarak adlandı rılan, içeriğinde 100 ml.’de 5 mg.’dan az sodyum bulunan suları tercih ediyor. Vücudun asit-baz dengesi için gerekli olan sodyum mineralinin gereğinden fazlası böbrek rahatsızlıklarına, ödeme ve kan basıncının artmasına neden olur. Pınar Denge’nin sodyum oranı 0.94 mg/lt.; Pınar Madran’ın sodyum oranı 2.00 mg/lt.; Pınar Yaşam Pınarım’ın sodyum oranı 2.00 mg/lt.
• Tokluk hissi verir.
• Vücutta gereksiz su toplanmasını önler. Çünkü vücut az su alınca bunu tehlike işareti sayar ve her damlayı saklar. Bu da el, ayak, ve bacakların şişmesine yol açar.
Sevgi bir yıldızdır yanıp sönen ,
Masmavi bir düştür .
Gökyüzünde hiç ölmeyen ,
Sevenlerin mumudur sevgi ,
Eriyip de hiç bitmeyen
Sevgi dolu bir Gün olması dileğiyle
Yüzünüz güleç, neşeniz bol,
Enerjiniz daima pozitif olsun
Forum:
Genel Sağlık
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
MaviS
Hipertansiyon sürekli anormal derecede yüksek olan kan basıncıdır. Tansiyon atardamarlarınızdaki kanın basıncıdır.
Kan dolaşımı, içerisindeki basıncın sürekli olarak değiştiği kapalı bir sistemdir. Kalp dışarıya kan pompaladıkça her kalp atışı kasılma yüksekliğinde sistolik basınç denilen bir doruk noktasına yükselir. Daha sonra kalp atışından hemen önce ulaştığı diastolik basınç denilen bir alt seviyeye düşer. Diastolik basınç kalp atışları arasında gidip gelen bir basınçtır. Devir içerisindeki değişikliklere ek olarak fiziksel zorlama seviyesi, anksiyete, stres, duygusal değişiklikler ve diğer faktörler ile birlikte kan basıncı da sürekli değişme gösterir. Bu nedenle sadece bir kez yapılan ölçümler bir anlam ifade etmez ve kan basıncının farklızamanlarda istirahat halinde kontrol edilmesi gerekmektedir. Kan basıncı milimetre cıva (mmHg) olarak ölçülür. Hipertansiyon genellikle zorlanma halinde 140 mmHg veya daha fazla sistolik kan basıncı (büyük tansiyon) veya dinlenme halinde 90 mmHg veya daha fazla diastolik kan basıncı (küçük tansiyon) olarak tanımlanır.
Beslenme kontrolü ve egzersiz artışı gibi hayat tarzındaki değişiklikler kan basıncı artışıbulunan herkes için önemlidir.
160 mmHg veya daha fazla sistolik basınç ve/veya 100 mmHg veya daha fazla diastolik basınç durumlarında genellikle ilaç tedavisi önerilir.
Kan basıncı 140/90-160/100mmHg arasında olduğunda hayat tarzında değişikliklerin olması ve yüksek kolesterol, sigara veya geçmişteki bir felç veya kalp krizine yönelik bir risk bulunmaması koşuluyla tabletler gerekli olmayabilir.
90–109 mmHg’lik diastolik basınç orta yaşlı yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 20’sinde bulunur. Gençlerde daha az yaşlılarda ise daha sık görülür. 110-129 mmHg’lik diastolik basınç yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde dördünde görülür. Ancak yüksek kan basıncıbulunan ama bunun farkında olmayan çok sayıda insan olduğuna inanılmaktadır.
Semptomlar
Genel inanışın aksine atardamar, böbrek, beyin, göz veya başka bir bölgede ikincil komplikasyonlar gelişmedikçe yüksek kan basıncı (hipertansiyon) çok ender olarak semptomlara neden olur. Komplike olmayan yüksek kan basıncı baş dönmesi, baş ağrısı,bitkinlik, burun kanamaları veya yüz kızarmasına neden olmaz.
Nedenler
Vakaların yaklaşık %90’ında hipertansiyonun nedeni bilinmemektedir, bu gibi vakalarda buna birincil (esansiyel) hipertansiyon denir. Birincil hipertansiyon çok yaygındır ve yetişkin nüfusunun yaklaşık yüzde yirmisini etkiler.
Yaşam tarzı ve genetik faktörlerin de payı olabilir. Erkekler de biraz daha yaygındır. Obez insanlar ve yüksek oranda alkol kullananların hipertansiyon geçirmeleri daha olasıdır. Stresinde bu durumda payı olabilir.
Az sayıda insanda hipertansiyonun altında yatan nedenler arasında Cushing sendromu, böbrek hastalığı veya nadiren adrenalin bezindeki adrenalin üreten hücrelerin tümöre yakalanması gibi nedenler bulunur. Kombine ağız yoluyla alınan gebelik önleyiciler hipertansiyona neden olabilir. Hamile kadınlarda pre-eklampsi ve eklampsi potansiyel olarak ölümcül olan yüksek kan basıncına sebep olur.
Kan basıncında meydana gelen genel bir artışın atardamarlara zarar verdiği bilinir; atardamarın zarar görmesi kan basıncının yükselmesine neden olabilir. Atardamar zedelenmesi atardamarların esnekliğini etkileyerek onları katı ve sert hale getirir. Ayrıca atardamarların daralmasına neden olabilecek bir atardamar hastalığı olan ateroskleroz gelişimine de yardımcı olur. Atardamarlar yaş ile birlikte daha sert hale geldiğinden bu durum yaşlı insanlarda daha sık görülür.
Teşhis
Kan basıncı iki rakam kullanılarak ölçülür; önce sistolik (kalbin kasıldığı ve kanı vücuda gönderdiği anda atardamarlardaki basınç) ve sonra da diastolik (her kalp atışı arasında kalbin kanla dolduğu anda atardamarlardaki basınç).
Kan basıncı şişirilebilir bir kolluk kullanılarak ölçülür. Bu kolluk kolun yukarı kısmını saracakşekilde yerleştirilir. Kolluk şişirilir ve doktor veya hemşire hava serbest bırakılırken kolluğun hemen altındaki atardamarı dinler. Kalp atışı duyulduğunda sistolik basınç kaydedilir. Ses kaybolduğunda ise diastolik basınç kaydedilir. Bazen otomatik bilgisayarlı kan basıncı ölçüm makinesi kullanılır.
Bazı kimseler doktor ziyaretlerinde gergin olurlar ve bu durum kan basıncında geçici bir yükselmeye sebep olabilir. Bu nedenle kan basıncı üç ayrı durumda ölçülene kadar genellikle hipertansiyon teşhisi konulmaz. Kan basıncının düzenli kontrol edilmesi gerekir. Yüksek kan basıncı teşhisi konulmuş ise doktorunuz kardiyovasküler hastalığı (kalp krizi ve felçlere neden olabilecek kalp ve kan dolaşımı durumu) geliştirme riski taşıyıp taşımadığınızıda değerlendirir. Bu ise diğer testleri gerektirecek olup bir uzmana havale edilebilirsiniz.
Tedavi
Hipertansiyon tedavisi yaşam tarzında yapılacak değişiklikler ile gerekli görüldüğünde ilaç tedavisini kapsar. Çoğu hafif hipertansiyon vakasında kan basıncını normale düşürmek için yemek alışkanlıklarını değiştirme, düzenli egzersiz, az yağlı besinler yeme, sigarayı bırakma ve gerekli ise tuz ve alkol alımını azaltma yeterlidir.
Bu değişikliklerin başarılı olmaması durumunda ilaç tedavisi gereklidir.
Hipertansiyon tedavisinde üç temel ilaç türü kullanılır:
İdrar sökücü ilaçlar idrara daha fazla su ve tuz katmak ve kan hacmini düşürmek üzere etki ederler ve böylece basıncı aşağı çekerler. İdrar sökücüler çoğu zaman yüksek kan basıncına yönelik ilk tedavi seçimidir.
Beta- blokerler kalbi yavaşlatıp, daha yavaş atmasını sağlayarak kalbin hormon ve sinir kontrolüne müdahale ederler; böylelikle basıncı düşürürler.
Şeker hastalığı geliştirme riskiniz bulunuyorsa kan damarlarınızı gevşetecek ACE inhibitörü denilen ilaçları kullanmanız tavsiye edilebilir.
Son olarak ayrıca kalp damarlarınızı gevşetecek ve kanın daha serbest akmasına yardımcı olacak kalsiyum kanalı blokeri almanız da önerilebilir.
Sorunun altında hormonal bozukluk gibi tıbbi bir neden yatıyorsa bu hastalığın tedavisi genellikle kan basıncının normal seviyeye düşmesi ile sonuçlanır.
Tedaviniz düzenli olarak gözden geçirilmelidir. Yaşam tarzınızda değişiklikler yaptıysanız (Hastalığın önlenmesine bakınız) ve kan basıncınız normal seviyeye düştüyse doktorunuz belirli bir deneme süresi için ilaç tedavinizi kesmenizi tavsiye edebilir.
Komplikasyonlar
Komplikasyonları diğer hastalıklara oranla daha sık ölüme ve ciddi yetersizliğe neden olduğundan hiç kimse yüksek kan basıncını görmezlikten gelemez. Uzun süreli yüksek basınçlar yaşlanma sürecini artırır ve kan damarları için çok zararlıdır.
Özellikle, atardamar sertleşmesinin atardamarların iç yüzeyindeki kolesterol plağı tortusu ve diğer materyaller ile ilişkilendirildiği öldürücü atardamar hastalığı ateroskleroz gelişimine katkıda bulunurlar.
Batı dünyasının iki büyük ölüm nedeni olan koroner tromboz ve felç büyük risklerdir ancak yüksek kan basıncı da kalp, böbrek ve gözlere ciddi derecede zarar verebilir. Hipertansiyon araştırılmalı ve her yetişkin düzenli kontroller yaptırmalıdır. Neyse ki etkili ve yerinde tedavi bu ciddi komplikasyonlara yönelik ilave riski büyük oranda ortadan kaldırabilmektedir.
Hastalığın Önlenmesi
Yaşam tarzınızda değişikler yapın: daha az tuz içeren sağlıklı yemekler yiyin ve gerekirse kilo verin. Sigarayı bırakın, düzenli olarak egzersiz yapın ve alkol ve kafein tüketimini azaltın.
Düzenli kan basıncı kontrolleri yapmak özellikle de ailenizde hipertansiyon geçmişi var ise çok önemlidir. Komplikasyonlar ortaya çıkmadan önce tavsiye veya tedavilere başlanabilir.
Sevgi bir yıldızdır yanıp sönen ,
Masmavi bir düştür .
Gökyüzünde hiç ölmeyen ,
Sevenlerin mumudur sevgi ,
Eriyip de hiç bitmeyen
Sevgi dolu bir Gün olması dileğiyle
Yüzünüz güleç, neşeniz bol,
Enerjiniz daima pozitif olsun
Kan dolaşımı, içerisindeki basıncın sürekli olarak değiştiği kapalı bir sistemdir. Kalp dışarıya kan pompaladıkça her kalp atışı kasılma yüksekliğinde sistolik basınç denilen bir doruk noktasına yükselir. Daha sonra kalp atışından hemen önce ulaştığı diastolik basınç denilen bir alt seviyeye düşer. Diastolik basınç kalp atışları arasında gidip gelen bir basınçtır. Devir içerisindeki değişikliklere ek olarak fiziksel zorlama seviyesi, anksiyete, stres, duygusal değişiklikler ve diğer faktörler ile birlikte kan basıncı da sürekli değişme gösterir. Bu nedenle sadece bir kez yapılan ölçümler bir anlam ifade etmez ve kan basıncının farklızamanlarda istirahat halinde kontrol edilmesi gerekmektedir. Kan basıncı milimetre cıva (mmHg) olarak ölçülür. Hipertansiyon genellikle zorlanma halinde 140 mmHg veya daha fazla sistolik kan basıncı (büyük tansiyon) veya dinlenme halinde 90 mmHg veya daha fazla diastolik kan basıncı (küçük tansiyon) olarak tanımlanır.
Beslenme kontrolü ve egzersiz artışı gibi hayat tarzındaki değişiklikler kan basıncı artışıbulunan herkes için önemlidir.
160 mmHg veya daha fazla sistolik basınç ve/veya 100 mmHg veya daha fazla diastolik basınç durumlarında genellikle ilaç tedavisi önerilir.
Kan basıncı 140/90-160/100mmHg arasında olduğunda hayat tarzında değişikliklerin olması ve yüksek kolesterol, sigara veya geçmişteki bir felç veya kalp krizine yönelik bir risk bulunmaması koşuluyla tabletler gerekli olmayabilir.
90–109 mmHg’lik diastolik basınç orta yaşlı yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 20’sinde bulunur. Gençlerde daha az yaşlılarda ise daha sık görülür. 110-129 mmHg’lik diastolik basınç yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde dördünde görülür. Ancak yüksek kan basıncıbulunan ama bunun farkında olmayan çok sayıda insan olduğuna inanılmaktadır.
Semptomlar
Genel inanışın aksine atardamar, böbrek, beyin, göz veya başka bir bölgede ikincil komplikasyonlar gelişmedikçe yüksek kan basıncı (hipertansiyon) çok ender olarak semptomlara neden olur. Komplike olmayan yüksek kan basıncı baş dönmesi, baş ağrısı,bitkinlik, burun kanamaları veya yüz kızarmasına neden olmaz.
Nedenler
Vakaların yaklaşık %90’ında hipertansiyonun nedeni bilinmemektedir, bu gibi vakalarda buna birincil (esansiyel) hipertansiyon denir. Birincil hipertansiyon çok yaygındır ve yetişkin nüfusunun yaklaşık yüzde yirmisini etkiler.
Yaşam tarzı ve genetik faktörlerin de payı olabilir. Erkekler de biraz daha yaygındır. Obez insanlar ve yüksek oranda alkol kullananların hipertansiyon geçirmeleri daha olasıdır. Stresinde bu durumda payı olabilir.
Az sayıda insanda hipertansiyonun altında yatan nedenler arasında Cushing sendromu, böbrek hastalığı veya nadiren adrenalin bezindeki adrenalin üreten hücrelerin tümöre yakalanması gibi nedenler bulunur. Kombine ağız yoluyla alınan gebelik önleyiciler hipertansiyona neden olabilir. Hamile kadınlarda pre-eklampsi ve eklampsi potansiyel olarak ölümcül olan yüksek kan basıncına sebep olur.
Kan basıncında meydana gelen genel bir artışın atardamarlara zarar verdiği bilinir; atardamarın zarar görmesi kan basıncının yükselmesine neden olabilir. Atardamar zedelenmesi atardamarların esnekliğini etkileyerek onları katı ve sert hale getirir. Ayrıca atardamarların daralmasına neden olabilecek bir atardamar hastalığı olan ateroskleroz gelişimine de yardımcı olur. Atardamarlar yaş ile birlikte daha sert hale geldiğinden bu durum yaşlı insanlarda daha sık görülür.
Teşhis
Kan basıncı iki rakam kullanılarak ölçülür; önce sistolik (kalbin kasıldığı ve kanı vücuda gönderdiği anda atardamarlardaki basınç) ve sonra da diastolik (her kalp atışı arasında kalbin kanla dolduğu anda atardamarlardaki basınç).
Kan basıncı şişirilebilir bir kolluk kullanılarak ölçülür. Bu kolluk kolun yukarı kısmını saracakşekilde yerleştirilir. Kolluk şişirilir ve doktor veya hemşire hava serbest bırakılırken kolluğun hemen altındaki atardamarı dinler. Kalp atışı duyulduğunda sistolik basınç kaydedilir. Ses kaybolduğunda ise diastolik basınç kaydedilir. Bazen otomatik bilgisayarlı kan basıncı ölçüm makinesi kullanılır.
Bazı kimseler doktor ziyaretlerinde gergin olurlar ve bu durum kan basıncında geçici bir yükselmeye sebep olabilir. Bu nedenle kan basıncı üç ayrı durumda ölçülene kadar genellikle hipertansiyon teşhisi konulmaz. Kan basıncının düzenli kontrol edilmesi gerekir. Yüksek kan basıncı teşhisi konulmuş ise doktorunuz kardiyovasküler hastalığı (kalp krizi ve felçlere neden olabilecek kalp ve kan dolaşımı durumu) geliştirme riski taşıyıp taşımadığınızıda değerlendirir. Bu ise diğer testleri gerektirecek olup bir uzmana havale edilebilirsiniz.
Tedavi
Hipertansiyon tedavisi yaşam tarzında yapılacak değişiklikler ile gerekli görüldüğünde ilaç tedavisini kapsar. Çoğu hafif hipertansiyon vakasında kan basıncını normale düşürmek için yemek alışkanlıklarını değiştirme, düzenli egzersiz, az yağlı besinler yeme, sigarayı bırakma ve gerekli ise tuz ve alkol alımını azaltma yeterlidir.
Bu değişikliklerin başarılı olmaması durumunda ilaç tedavisi gereklidir.
Hipertansiyon tedavisinde üç temel ilaç türü kullanılır:
İdrar sökücü ilaçlar idrara daha fazla su ve tuz katmak ve kan hacmini düşürmek üzere etki ederler ve böylece basıncı aşağı çekerler. İdrar sökücüler çoğu zaman yüksek kan basıncına yönelik ilk tedavi seçimidir.
Beta- blokerler kalbi yavaşlatıp, daha yavaş atmasını sağlayarak kalbin hormon ve sinir kontrolüne müdahale ederler; böylelikle basıncı düşürürler.
Şeker hastalığı geliştirme riskiniz bulunuyorsa kan damarlarınızı gevşetecek ACE inhibitörü denilen ilaçları kullanmanız tavsiye edilebilir.
Son olarak ayrıca kalp damarlarınızı gevşetecek ve kanın daha serbest akmasına yardımcı olacak kalsiyum kanalı blokeri almanız da önerilebilir.
Sorunun altında hormonal bozukluk gibi tıbbi bir neden yatıyorsa bu hastalığın tedavisi genellikle kan basıncının normal seviyeye düşmesi ile sonuçlanır.
Tedaviniz düzenli olarak gözden geçirilmelidir. Yaşam tarzınızda değişiklikler yaptıysanız (Hastalığın önlenmesine bakınız) ve kan basıncınız normal seviyeye düştüyse doktorunuz belirli bir deneme süresi için ilaç tedavinizi kesmenizi tavsiye edebilir.
Komplikasyonlar
Komplikasyonları diğer hastalıklara oranla daha sık ölüme ve ciddi yetersizliğe neden olduğundan hiç kimse yüksek kan basıncını görmezlikten gelemez. Uzun süreli yüksek basınçlar yaşlanma sürecini artırır ve kan damarları için çok zararlıdır.
Özellikle, atardamar sertleşmesinin atardamarların iç yüzeyindeki kolesterol plağı tortusu ve diğer materyaller ile ilişkilendirildiği öldürücü atardamar hastalığı ateroskleroz gelişimine katkıda bulunurlar.
Batı dünyasının iki büyük ölüm nedeni olan koroner tromboz ve felç büyük risklerdir ancak yüksek kan basıncı da kalp, böbrek ve gözlere ciddi derecede zarar verebilir. Hipertansiyon araştırılmalı ve her yetişkin düzenli kontroller yaptırmalıdır. Neyse ki etkili ve yerinde tedavi bu ciddi komplikasyonlara yönelik ilave riski büyük oranda ortadan kaldırabilmektedir.
Hastalığın Önlenmesi
Yaşam tarzınızda değişikler yapın: daha az tuz içeren sağlıklı yemekler yiyin ve gerekirse kilo verin. Sigarayı bırakın, düzenli olarak egzersiz yapın ve alkol ve kafein tüketimini azaltın.
Düzenli kan basıncı kontrolleri yapmak özellikle de ailenizde hipertansiyon geçmişi var ise çok önemlidir. Komplikasyonlar ortaya çıkmadan önce tavsiye veya tedavilere başlanabilir.
Sevgi bir yıldızdır yanıp sönen ,
Masmavi bir düştür .
Gökyüzünde hiç ölmeyen ,
Sevenlerin mumudur sevgi ,
Eriyip de hiç bitmeyen
Sevgi dolu bir Gün olması dileğiyle
Yüzünüz güleç, neşeniz bol,
Enerjiniz daima pozitif olsun
Forum:
Genel Sağlık
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
MaviS
Ciğer kebabı adana
150 gr karaciğer (keçi karaciğeri)
50 gr kuyruk yağı
Orta boy domates
Orta boy soğan
Bir tutam maydonoz
Bir tutam nane
Sumak
Tuz
Kimyon
Pul biber
Yeşil biber
Ciğerler küçük küpler şeklinde doğranır. Aynı şekilde yağlar da doğranır. Sonra ince şişlere bir ciğer bir yağ şeklinde dizilir. Bir şişe üç ciğer 2 adet kuyruk yağı dizilir. Mangal kömürü yakılır, sonra şişler dinlenmiş köz üzerinde pişirilir. Salatayla beraber sıcak sıcak servis yapılır
ADANA MUTFAĞI
150 gr karaciğer (keçi karaciğeri)
50 gr kuyruk yağı
Orta boy domates
Orta boy soğan
Bir tutam maydonoz
Bir tutam nane
Sumak
Tuz
Kimyon
Pul biber
Yeşil biber
Ciğerler küçük küpler şeklinde doğranır. Aynı şekilde yağlar da doğranır. Sonra ince şişlere bir ciğer bir yağ şeklinde dizilir. Bir şişe üç ciğer 2 adet kuyruk yağı dizilir. Mangal kömürü yakılır, sonra şişler dinlenmiş köz üzerinde pişirilir. Salatayla beraber sıcak sıcak servis yapılır
ADANA MUTFAĞI
Forum:
Dünya Mutfakları
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
MaviS
Turunç kabuğu reçeli
10 adet orta boy turunç
1 kg şeker
1/2 litre su
1/2 çay kaşığı limon tuzu
1 İlk önce turunçlar yıkanır. Turunçların kırmızı üst kabukları çok ince bir rende yardımı ile kazınır, sonra beşe bölünerek dilimler halinde soyulur.
2 Soyulmuş olan kabuklar yıkandıktan sonra haşlanır ve hemen ardından soğuk suya atılarak soğutulur.
3 Kabukların suyu, bir gün içinde 3-4 kere değiştirilir. Bu işlem 3-4 gün tekrarlanır ve böylece kabukların acılığı gider.
4 Daha sonra kabuklar, kaim bir iğne yardımı ile rulo şeklinde kıvrılarak iplere halka halka dizilir.
5 Sonraki aşamada kabuklar pişirileceği kaba alınıp üzerine 1 kg. şeker ve V2 litre su ilave edilerek ateşe konur ve şeffaflaşıp da istenilen kıvama gelinceye kadar kısık ateşte kaynatılır.
6 Kabuklarla beraber ballaşan şurup, reçel kıvamını aldıktan sonra bala V2 çay kaşığı limon tuzu ilave edilerek 3-5 dakika daha kaynatılır. Daha sonra ateşten indirilerek 7-8 dakika dinlendirilir.
7 Balın içerisindeki turunç kabuğu halkaları bir süzgeçli kaşık yardımıyla balın içerisinden alınarak temiz ve kuru bir kaba aktarılır, geriye kalan bal da süzülerek üzerine dökülür.
8 Soğuduktan sonra ipleri çıkarılarak yenmeye hazır hale getirilen tatlımız, tercihen sade yada balıyla beraber tabaklara konularak servis yapılır
adana mutfağı
10 adet orta boy turunç
1 kg şeker
1/2 litre su
1/2 çay kaşığı limon tuzu
1 İlk önce turunçlar yıkanır. Turunçların kırmızı üst kabukları çok ince bir rende yardımı ile kazınır, sonra beşe bölünerek dilimler halinde soyulur.
2 Soyulmuş olan kabuklar yıkandıktan sonra haşlanır ve hemen ardından soğuk suya atılarak soğutulur.
3 Kabukların suyu, bir gün içinde 3-4 kere değiştirilir. Bu işlem 3-4 gün tekrarlanır ve böylece kabukların acılığı gider.
4 Daha sonra kabuklar, kaim bir iğne yardımı ile rulo şeklinde kıvrılarak iplere halka halka dizilir.
5 Sonraki aşamada kabuklar pişirileceği kaba alınıp üzerine 1 kg. şeker ve V2 litre su ilave edilerek ateşe konur ve şeffaflaşıp da istenilen kıvama gelinceye kadar kısık ateşte kaynatılır.
6 Kabuklarla beraber ballaşan şurup, reçel kıvamını aldıktan sonra bala V2 çay kaşığı limon tuzu ilave edilerek 3-5 dakika daha kaynatılır. Daha sonra ateşten indirilerek 7-8 dakika dinlendirilir.
7 Balın içerisindeki turunç kabuğu halkaları bir süzgeçli kaşık yardımıyla balın içerisinden alınarak temiz ve kuru bir kaba aktarılır, geriye kalan bal da süzülerek üzerine dökülür.
8 Soğuduktan sonra ipleri çıkarılarak yenmeye hazır hale getirilen tatlımız, tercihen sade yada balıyla beraber tabaklara konularak servis yapılır
adana mutfağı
Forum:
Dünya Mutfakları
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
MaviS
Adana Çorbası
2000 gr. et suyu (8 bardak)
200 gr. kıyma
100 gr. nohut (1/2 bardak)
1 orta domates
1 çorba kaşığı salça
1 kahve fincanı sirke
2 kahve kaşığı kekik
Tuz, biber
Yapılışı :
Bir tencereye et suyu konur, buna bir gece suda ıslatılmış ve vn muşuncaya kadar haşlanmış 10 gr nohut, küçük doğranmış ve 5 dakika kadar pişirilerek püre haline getirilmiş bir domates veya 1 çorba kaşığı domates salçası ve yarım çorba kaşığı tuz koyarak kavuntılır. Diğer taraftan 200gr kıymaya bir miktar tuz ve karabiber konu rak yoğurulur ve küçük köftecikler yapılır. Bu köfteler nohutlu et suyuna atılarak 20 dakika haşlanmaya bırakılır. Sonra, tencere ateşten alınarak çorbaya 1 kahve fincanı sirke, kekik ilâve edilir. Servis yapılır.
ADANA MUTFAĞI
2000 gr. et suyu (8 bardak)
200 gr. kıyma
100 gr. nohut (1/2 bardak)
1 orta domates
1 çorba kaşığı salça
1 kahve fincanı sirke
2 kahve kaşığı kekik
Tuz, biber
Yapılışı :
Bir tencereye et suyu konur, buna bir gece suda ıslatılmış ve vn muşuncaya kadar haşlanmış 10 gr nohut, küçük doğranmış ve 5 dakika kadar pişirilerek püre haline getirilmiş bir domates veya 1 çorba kaşığı domates salçası ve yarım çorba kaşığı tuz koyarak kavuntılır. Diğer taraftan 200gr kıymaya bir miktar tuz ve karabiber konu rak yoğurulur ve küçük köftecikler yapılır. Bu köfteler nohutlu et suyuna atılarak 20 dakika haşlanmaya bırakılır. Sonra, tencere ateşten alınarak çorbaya 1 kahve fincanı sirke, kekik ilâve edilir. Servis yapılır.
ADANA MUTFAĞI
Forum:
Dünya Mutfakları
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
MaviS
Kaynar
Malzemeler. 50 gr. yedi türlü baharat, l kg. şeker, 200 gr. ceviz içi, 2 kaşık tarçın.
Hazırlanışı: Baharatlar bir tülbente sarılır. Baharatlar ve şeker 4 litre su konulan tencereye eklenerek kıvam alıncaya kadar kaynatılır. Sıcak olarak servis yapılan kaynarın üzerine ceviz içi ve tarçın serpilir.
ADANA MUTFAĞI
Malzemeler. 50 gr. yedi türlü baharat, l kg. şeker, 200 gr. ceviz içi, 2 kaşık tarçın.
Hazırlanışı: Baharatlar bir tülbente sarılır. Baharatlar ve şeker 4 litre su konulan tencereye eklenerek kıvam alıncaya kadar kaynatılır. Sıcak olarak servis yapılan kaynarın üzerine ceviz içi ve tarçın serpilir.
ADANA MUTFAĞI
Forum:
Dünya Mutfakları
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
MaviS
Palıza
Malzemeler: 200 gr. nişasta, 250 gr. şeker, 1/2 litre süt veya su, yeterince tarçın.
Hazırlanışı: Süt ve şeker eriyene kadar kaynatıldıktan sonra nişasta ilave edilir. Malzeme kaynayıp da koyu muhallebi kıvamını aldıktan sonra, tarçınla süslenerek servis yapılır.
ADANA MUTFAĞI
Malzemeler: 200 gr. nişasta, 250 gr. şeker, 1/2 litre süt veya su, yeterince tarçın.
Hazırlanışı: Süt ve şeker eriyene kadar kaynatıldıktan sonra nişasta ilave edilir. Malzeme kaynayıp da koyu muhallebi kıvamını aldıktan sonra, tarçınla süslenerek servis yapılır.
ADANA MUTFAĞI
Forum:
Dünya Mutfakları
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
MaviS
Bici Bici
Malzemeler: 1 bardak nişasta, 6 bardak su, l tatlı kaşığı bici boyası, l su bardağı pudra şekeri, yeterince gül suyu ve kar şekline getirilen buz
Hazırlanışı: 6 bardak suya l bardak nişasta eklenerek pişirilir. Bu arada devamlı bir tahta kaşık yardımıyla karıştırılarak topaklaşması engellenir. Koyulaşan karışım bir tepsiye dökülerek buzdolabında soğumaya bırakılır. Üzerinin kurumaması için bir ıslak bezle örtülür. Dolapta bekleterek dondurduğumuz bici küçük kaselere küp şeklinde doğranır. İçine kırmızı boya ile hazırlanan su, pudra şekeri, kar haline getirilen buz ve gül suyu eklenerek servis yapılır.
ADANA MUTFAĞI
Malzemeler: 1 bardak nişasta, 6 bardak su, l tatlı kaşığı bici boyası, l su bardağı pudra şekeri, yeterince gül suyu ve kar şekline getirilen buz
Hazırlanışı: 6 bardak suya l bardak nişasta eklenerek pişirilir. Bu arada devamlı bir tahta kaşık yardımıyla karıştırılarak topaklaşması engellenir. Koyulaşan karışım bir tepsiye dökülerek buzdolabında soğumaya bırakılır. Üzerinin kurumaması için bir ıslak bezle örtülür. Dolapta bekleterek dondurduğumuz bici küçük kaselere küp şeklinde doğranır. İçine kırmızı boya ile hazırlanan su, pudra şekeri, kar haline getirilen buz ve gül suyu eklenerek servis yapılır.
ADANA MUTFAĞI
Forum:
Dünya Mutfakları
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
MaviS
Sıkma
Malzemeler: l kg. un, 1/2 kg. peynir, 1/2 demet maydanoz, 4 baş soğan, 1/2 paket margarin, 1/2 adet bayat ekmek, yeterince tuz, karabiber, su ve pul biber.
Hazırlanışı: Soğanlar küçük küçük kıyılarak iki kaşık margarinle sararıncamaya kadar kavrulur. Peynir ilave edilir. Tuz, karabiber ve pul biberle birlikte karıştırılan malzeme tekrar kavrulur.
Hamurun hazırlanışı: Bayat ekmek bir bardak su ile ıslatılır. Islanan ekmeklerin suyu sıkılarak; un, tuz ve su ile yoğrulup hamur haline getirilir. Hamurun sert olmasına dikkat edilir. Hamur küçük parçalara ayrılır. Unlanarak küçük yufka biçiminde açılır. Açılan yufkalar iki taraflı olarak sıcak sıcak margarin sürülür. Hazırlanan iç, yufkaların arasına konularak rulo şeklinde sıkıca sarılır.
Adana Mutfağı
Malzemeler: l kg. un, 1/2 kg. peynir, 1/2 demet maydanoz, 4 baş soğan, 1/2 paket margarin, 1/2 adet bayat ekmek, yeterince tuz, karabiber, su ve pul biber.
Hazırlanışı: Soğanlar küçük küçük kıyılarak iki kaşık margarinle sararıncamaya kadar kavrulur. Peynir ilave edilir. Tuz, karabiber ve pul biberle birlikte karıştırılan malzeme tekrar kavrulur.
Hamurun hazırlanışı: Bayat ekmek bir bardak su ile ıslatılır. Islanan ekmeklerin suyu sıkılarak; un, tuz ve su ile yoğrulup hamur haline getirilir. Hamurun sert olmasına dikkat edilir. Hamur küçük parçalara ayrılır. Unlanarak küçük yufka biçiminde açılır. Açılan yufkalar iki taraflı olarak sıcak sıcak margarin sürülür. Hazırlanan iç, yufkaların arasına konularak rulo şeklinde sıkıca sarılır.
Adana Mutfağı
Forum:
Dünya Mutfakları
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
MaviS
Adana Kebabı (Kıyma)
Malzemeler: 1 kg. orta yağlı koyun kıyma, yeterince tuz ve pul biber.
Hazırlanışı: Kıyma, tuzu ve biberi eklendikten sonra iyice yoğrulur. Kıyma parçaları birbirini tutunca on iki eşit parçaya ayrılır. El ıslatılarak enli kebap şişine yayılır. Mangal üzerinde her iki tarafı da kızarıncaya kadar pişirilir. Pişen kebap pide ekmek arasına konularak servis yapılır
ADANA MUTFAĞI
Malzemeler: 1 kg. orta yağlı koyun kıyma, yeterince tuz ve pul biber.
Hazırlanışı: Kıyma, tuzu ve biberi eklendikten sonra iyice yoğrulur. Kıyma parçaları birbirini tutunca on iki eşit parçaya ayrılır. El ıslatılarak enli kebap şişine yayılır. Mangal üzerinde her iki tarafı da kızarıncaya kadar pişirilir. Pişen kebap pide ekmek arasına konularak servis yapılır
ADANA MUTFAĞI
Forum:
Dünya Mutfakları
Yorum
Yorum Yok
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Forumda Ara
Forum İstatistikleri
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 94 aktif kullanıcı var.
Baidu, Bing, Yandex
(0 Üye - 91 Ziyaretçi)
Son Yazılanlar
NetCanlı ile Canlı TV Yay...
Son Yorum:
Denedimde
•
9 saat önce
Giresun Haber Sitesi
Son Yorum:
nullsix
•
Dün, 07:32 PM
Malta'da Dil Eğitimi Alma...
Son Yorum:
nullsix
•
Dün, 06:57 PM
Sosyal Medya Büyümenizi H...
Son Yorum:
tovirniers
•
Dün, 03:42 PM
İzmir Psikolog - Veya Psi...
Son Yorum:
Backlinkim
•
Dün, 02:13 PM
Ağrı Web Tasarım
Son Yorum:
aysuyigiter
•
Dün, 07:06 AM
SMS Onay ile Sanal Numara...
Son Yorum:
nullsix
•
09-15-2026, 09:02 PM
Fethiye Tadilat Rehberi A...
Son Yorum:
nullsix
•
09-15-2026, 08:56 PM
Güzel Sözler Nasıl Seçili...
Son Yorum:
nullsix
•
09-14-2026, 09:47 PM
Yersil İle Uygun Fiyatlı ...
Son Yorum:
aysuyigiter
•
09-14-2026, 06:25 PM
