iRC Dünysında Forumki
Radyo Sorumluları Forumki.Com'da
Stil Ayarları
Yazar:
Hayalet
Toplumda sıkça karşılaşılan kalpteki ritm bozuklukları, Türkiye'de aralarında Adana Şehir Halkı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde bulunduğu sayılı merkezlerde uygulanan ve ortalama 1-2 saat süren elektrofizyolojik ablasyon yöntemiyle kaçak elektrik yolları yakılarak tedavi ediliyor. Adana Şehir Halkı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mevlüt Koç'un öncülüğünde 6 kişilik bir ekip göre yapılan işlemde hastalar, hayatlarını daha dinç sürdürebilme şansı yakalıyor.“Kalbin de elektriksel sistemi vardır”
İHA muhabirine açıklamalarda yer alan Prof. Dr. Koç, yürek ritm bozukluklarının toplumda sık karşılaşılan bir sıhhat sorunu olduğunu, ritim bozukluklarına bazen anemi, gerginlik, guatr, enfeksiyon gibi bambaşka rahatsızlıkların ya da kalbin yapısındaki doğuştan bozuklukların yol açabildiğini anlattı. Prof. Dr. Koç, “Kalbin elektriksel sisteminden olan hastalıklarla ilgili hasta olan bölgeyi dondurma ya da aydınlatma işlemiyle çare ediyoruz. Sahiden halk elektriksel sistemle doğar. Evin elektrik sistemi olduğu gibi kalbin de elektriksel sistemi vardır. Bu elektriksel sistemlerin zamanla veya doğuştan olan hastalıkları olabiliyor. Biz burada bunu çare ediyoruz. Bu işlem her hastanede yok. Bilhassa 3. basamak hastanelerde var. Biz bu servisi 3 sene önce buraya da kurduk. Telemetri isimli cihazla hastalarımızı takip ediyoruz” diye konuştu.
“Hastaların sadece 12 bin adam başına ulaşabiliyoruz”
Aritmi polikliniğine yılda 12 bin tatbik olduğunu, kendilerinin de yılda 2 bin 400 hastaya işlem uyguladıklarını bildiren Mevlüt Koç, “Elektro fizyoloji laboratuvarımızda yılda 2 bin 400 hasta alıyoruz. Yılda 12 bin de aritmi polikliniği başvurusu var. Normalde yılda 100 bin uygulama olması gerekli fakat biz hastaların yalnızca 12 bin tanesi ulaşabiliyoruz. Bir kısmı bizi bilmiyor, bir kısmı bize referansla geliyor. Bize Gaziantep, Şanlıurfa, Mersin, Niğde ve çevre illerden hastalar geliyor. Hastalarımız aritmi polikliniğinde holter cihazlarımızla ve durum kaydedici cihazlarla takip ediliyor. 12 bin hastanın 2 bin 400'üne operasyon yapıyoruz. Öncelikle ‘Zarar verme' protokolüyle başlıyoruz. Tek ablasyon işlemi yapmıyoruz. Yılda yaklaşık 541 hastaya da yürek pili takıyoruz. Bu piller dışında özellikle bizim ‘Ventriküler taşikardi' ismini verdiğimiz hastalığa sahip hastaların kalbin zarından yada içinden girerek tedavi yöntemi de bu merkezimizde yapılıyor. Geçen yıl yaklaşık 30 hastaya bu işlemi yaptım. Burada amacımız insanların yaşam ömrünü uzatmak ve bir kısım hastalarda çarpıntı şikayetlerini geçirerek hayat kalitelerini arttırmak” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Mevlüt Koç, hastanede yapılan hiçbir işlemde ödenti istek edilmediğini sözlerine ekledi.
Umutcan İşledici - Elif Ayşenur Bay
iha
Forum:
Genel Sağlık
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
Hayalet
Pendik Medipol Üniversite Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Bölümü'nden Uzm. Dr. Leyla Ezgi Tüğen, çocuklarda dikkat eksikliğine dair açıklamada bulundu. Uyarı eksikliğinin akademik başarının düşmesine ve sosyal ilişkilerin bozulmasına niçin olduğunu belirten Dr. Tüğen'' Aileler, çocuklarının dikkat eksikliğini içeren belirtileri fark ederse zaman kaybetmeden Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı'na başvurmalıdırlar'' dedi. Dr. Tüğen, bu konuda aileler kadar öğretmenlerin de rolü olduğunu vurguladı.''Sevdiği şeylere karşı fazla dikkatliyse dikkat eksikliği olabilir''
Çocuk, sevdiği şeylere aleyhinde aşırı dikkatliyse çocukta uyarı eksikliğin olabileceğini bildiren Dr. Leyla Ezgi Tüğen, ''Dikkat eksikliği olan çocuklarda görülen en sık belirtiler; okulda ve evde derse odaklanamama ve fazla pozitif uyarı hataları yapma, tayin esnasında fazla çabuk sıkılma, tahsis yapmayı sevmeme, çoğu kez eşya kaybetme, gün içerisinde yapacaklarını unutma, kendisiyle konuşurken dinlemiyormuş gibi görünmedir. Bir öteki önemli nokta da çocuğun zamanlama becerisidir. Yani çocuğun bahşedilen görevi kayıtlı bir zaman içerisinde yerine getirebilmesidir. Zamanlama becerisi ile ilgili sıkıntı yaşamış çocuklarda ise çoğunlukla tayin ya da projeleri yetiştirememe, sabahtan okula bu vesileyle hazırlanma sürecinin yavaş olması, genel olarak bir yavaşlık hali görülmektedir. Uyarı eksikliği olan çocuklarda sevdikleri alanlara karşın aşırı dikkat ( hiperfokus) durumu gözlenebilir. Mesela; saatlerce ekranda oyun oynayabilme vb. Uyarı eksikliği olan çocukların büyük bir kısmında hiperaktivite ve dürtüsellik dediğimiz belirtiler de bulunmaktadır. Hiperkaktivite kişinin yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayan fazla hareketlilik halidir. Hiperaktif çocuklar, yerinde duramayan olma, eli-ayağı aralıksız oynama, oda içinde zıplama-atlama-gezinme, sınıfta gezinme, fazla söylev gibi belirtiler gösterir. Dürtüsellik ise çoğunlukla bireyin davranışlarını denetleme edememesi olarak tanımlanır. Tez Canlı, sabırsızlık, sırasını bekleyememe, laf kesme, düşünüp tartmadan konuşma gibi davranışlar dürtüsellik belirtileridir'' biçiminde konuştu.
Aileler ne yapmalı?
Ailelerin ne yapacakları konusunda yorumlama yapan Dr. Tüğen,''Aileler çocuklarında bu belirtileri kendileri ayrım ederse ya da öğretmenleri kadar bunlardan bahsedilirse ilk olarak bir Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanına başvurmalıdırlar. Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı aileden bilgi alır, çocukla görüşme yapar. Tanıya tezgâhtar olması, birçok kişi ve ortam ile ilgili data sahibi olması, belirtilerin şiddetini saptayabilmesi ve tedavi takibinde kullanabilmek amacıyla hoca, aile bildirim formları ve bazı bilişsel-psikolojik testleri kullanır. Teşhis ve tedavinin gecikmesi çocuğun aile ve sosyal ilişkilerinin bozulmasına, akademik başarının düşmesine, benlik saygısının azalmasına ve vakit içerisinde birçok ilave ruhsal durumun eklenmesine niçin olabilmektedir. Tedavide durumun şiddetine, çocuğun ihtiyacına tarafından hap tedavileri, çocukla-aileyle ve okulla yürütülen davranışsal müdahaleler uygulanmaktadır'' biçiminde konuştu.
iha
Forum:
Bebek & Çocuk Sağlığı
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
Hayalet
Dinç beslenmenin temelini tatmin edici ve dengelenmiş besin oluşturuyor. Hamilelik, vücudun vitamin ve mineral ihtiyacının arttığı bir süreç ve bebeğin tek besin kaynağının anne olması bu dönemi daha da özel kılıyor. ''Bebeğin gelişimi ve annenin gebeliğe uyumu için günlük 300 kcal ek beslenme alınması zaruridir ve diyabet yada metabolik hastalık gibi özel bir şart yoksa hamilelik sırasında perhiz yapılmasını önermemekteyiz'' diyen Medicana International İstanbul Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Murat Bulanık, gebelikte besin sürecinden ve hangi besinlerden hangi vitaminlerin alınabileceğini açıkladı.Op. Dr. Murat Flu, alınabilecek vitamin ve mineralleri şöyle açıkladı:
''Folik asit: Daha gebelik oluşmadan başlanarak, gebeliğin birincil üç ayı boyunca jurnal 400 mikrogram folik asit desteği alınmalıdır. Folik asit bebekteki sakatlıkları önleyen ve zararsız bir vitamindir.
Demir: Gebeliğin 3'üncü ayından itibaren demir içeren ilaçlardan alınmalıdır. Demir kan yapımı için gereklidir. Gebelikte bebekte ve annede demir ihtiyacı artar. böylece bütün gebelerin demir desteği alması gerekir. Piyasada fazla değişik demir ürünleri içinden bağlı etkileri eksik olanı ve doktorunuzun önerdiğini kullanabilirsiniz.
Vitamin desteği: Gebelere bütün vitaminleri taşıyan haplardan almasını öneriyoruz. Bütün vitaminleri besinlerle edinmek basit değildir ve hap halinde bu vitaminleri günlük olmak mantıklıdır. Farklı Alanlara Yönlendirilmiş vitaminler içinden omega-3 ve iyot içerenleri bilhassa öneriyorum.
Kaçınılması gereken gıdalar: Açıkta satılan dondurma, sokakta yapılan kebap, ham köfte vs. gıdalar hijyenik olmayacaktır. Bunları tüketmek beslenme zehirlenmesi geçirmenize ya da bebeğinize mikrop bulaştırmanıza niçin olabilir. Bunlardan kaçının. Yeşil yapraklı sebzeleri tamamen yıkamadan tüketmeyin. Kapı sütü gibi pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerinden uzak durun. Abur cubur sınıfında olan cips, çikolata, gazlı içeceklerden tüketmemeye çalışın.
Etleri bütün pişmişken tüketin, yetersiz pişmiş veya çiğ etten bebeğinizi de olumsuz etkileyen enfeksiyonlar bulaşabilir.
Gebelikte her gıdadan dengelenmiş beslenin. Gebelik öncesi kilosu normal olan kadınlar gebelikte 12-16 kilogram arasında kilo alabilirler.
Gebelikte jurnal ortalama 70 gram protein, 175 gram karbonhidrat ve 85 gram yağ tüketimine gereklilik vardır. Öğünler arasında bölünmüş olarak bu miktar alınmalıdır.
Günlük 600 ünite D vitamini ve 1000 miligram kalsiyum alınması gerekmektedir. Bu değerleri gebeliğe özgü vitamin ilaçlarının çoğu içermektedir. Genelde eksiklikleri görülmez''.
iha
Forum:
Kadın Sağlığı
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
Hayalet
Bağışıklık sistemi vücudu mikroplara aleyhinde savunan doku ve organlardan meydana kazanç. Sürükleyici çalıştığında vücudu virüsler, bakteriler, küfler, parazitler gibi patojen mikroorganizmalara, allerjenlere ve kanser hücrelerine karşı korur. Bu sistemin işleyişi karmaşık ve enerjik bir irtibat ağına dayalıdır. Sistem beceriksiz olduğunda ya da zayıfladığında ceset çoğu hastalığa meyilli ayla gelir. Bağışıklık sisteminin iki parçası vardır. Doğal bağışıklık sistemi; allah vergisi gelen bağışıklık sistemidir ve patojenlere aleyhinde genel bir savunma olarak çalışır. Kazanılmış bağışıklık sistemi ise; vücudumuzun önceden bağlantı ettiği spesifik patojenleri kasıt alır. Bu iki sistem birbirini tamamlar.Özel Medicana Bursa Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Nizamoğlu Bağışıklık sistemini güçlendirmek için 10 tavsiyeyi paylaştı.
1-Yeterli ve kaliteli uyku
Vücudun en fazla tamir olduğu zamandır. Yamalı ve eksik uyuyan kişilerin beden direnci zayıfladığı için hastalıklara yakalanması daha kolay olmaktadır. Yetişkinlerin sıradan 7-9 saat uyuması gerekmektedir. Uyku süresi 6 saatten az, 11 saatten artı olmamalıdır. Kaliteli bir uyku için; yatak odasında ideal oda sıcaklığı, ses seviyesi ve ışık miktarı korunmalı, elektronik aletler kapatılmalı, her gün çalışma yapılmalı ve uykudan önce kahve ile alkolden kaçınılmalıdır.
2-Uyumlu alıştırma
Jurnal 30 dakikalık bir yürüyüş gibi düzenli ve ılımlı bir şekilde egzersiz yapmaya çalışın. Alıştırma stresi azaltır, oksijen alımını arttırır, bağışıklık sistemini güçlendirir, aynı zamanda vücudun iyi hissettiği kimyasalları arttırarak iyi uyumanıza ve iyi uyanmanıza asistan olmaktadır.
3-Stresi en aza indirmek
Değişik nedenlerle ortaya meydana çıkan stres, bağışıklık sistemini zayıflatır ve hastalıkların ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Kronik stresle; kan basıncında büyüme, doğurganlıkta sorunlar, kalp hastalıkları ve barsak sorunları gelişebilir. Stresi eksilmek için; ahenkli maddi aktivite, nefes egzersizleri, uyumlu ve tatmin edici uyku, tatmin edici ve dengeli gıda önerilir.
4- Ahenkli ve dengeli beslemek
İnsan vücudu değişik karbonhidrat, protein, yağ, mineral, vitamin ve su gibi gıda öğelerine gereksinim duyar. herkes farklı oranlarda gereklilik listesindedir. Bağışıklık sistemi için özellikle A, B, C, E, D vitaminleri ve değişik mineralleri içeren besinleri almaya özen gösterin.
C vitamini; Bağışıklığı destekleyen en önemli vitaminlerden biridir. En kayda değer kaynakları; portakal, mandalina, greyfurt, limon, maydanoz, kivi, biber, kuşburnu ve domatestir.
B vitamini; Bağışıklık sistemi için en önemlisi B6 vitaminidir. B vitaminleri en fazla kırmızı et, tavuk, balık, yumurta, kuruyemiş ve süt ürünlerinde bulunur.
Omega-3 yağ asitleri; Antioksidan özelliği ile bağışıklık sistemini destekler ve bir takım kanser türlerine aleyhinde koruyucu özelliği vardır. Özelikle balık (somon, uskumru, ton balığı, sardalye vb), ceviz, fındık, badem, keten tohumu tüketilmelidir.
Antioksidanlar; Vücuda zarar veren özgürlük radikalleri etkisizleştirerek bağışıklık sistemini güçlendirirler. En kuvvetli antioksidanları A, C, E vitaminleri içeren gıdalar oluşturur. Balık, yumurta, havuç, roka, tere A vitamini, badem, ceviz, fındık E vitamini kaynakları olarak karşımıza çıkar. Maydanoz, yeşil biber, kuşburnu, portakal, greyfurt, limon ve kivi oldukça çok C vitamin içerir.
Soğan, sarımsak; Soğangiller içeriklerindeki sülfürlü bileşikler, başlı başına birer antioksidandır. Toksinler ve oksidan maddelerle savaşmada önemli rol oynarlar. Sarımsakta bulunan ‘'allisin'' hem antibakteriyel keza de antiviral etki gösterir.
5-Probiyototiklerden zengin beslenmek
Barsak mikroflorasını değiştirerek sağlığımız ve bağışıklık sistemi üstünde yardımcı etkileri olan probiyotikleri yeğlemek gerekir. En önemli probiyotik gıdalar; ev yapımı yoğurt, sirke, tarhana, şalgam ve turşudur.
6-Tatmin Edici su içmek
Tüm vücut sistemlerin çalışması için gereklidir. Günde minimum 2-2,5 litre su içmek toksinlerin vücuttan atılmasına, besinlerin hücrelerimize ulaşmasına, bakterilerin ve virüslerin etkisiz ışık halkası gelmesine muavin olur.
7-Bireysel temizliğe özen kullanmak, elleri sabun ve bol su ile ahenkli olarak yıkamak
8-Aşı ile korunabilecek hastalıkları karşısında aşı yaptırmak
Sonbaharda nezle, grip gibi viral enfeksiyonlar daha sık görüldüğünden bilhassa yaşlı, çocuk ve kronik hastalığı olanların grip aşısı yaptırması önerilir.
9-Sigara ve alkolden uzaktan durmak
10-Bol bol gülümsemek
Gülümsemek en iyi bağışıklık güçlendirici yöntemdir. Vücuttaki gerginlik hormonlarının seviyesini azaltır ve enfeksiyonlara aleyhinde savaşan beyaz kan hücresinin artışını sağlar.
iha
Forum:
Sağlık Haberleri
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
Hayalet
Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Rus ordusunda toplu aşılama sürecinin başladığını duyurarak şu esas değin 2 bin 500'den artı askere, Rusya'nın ürettiği Sputnik V aşısının yapıldığını açıkladı. Şoygu, “Devlet Başkanımızın talimatları doğrultusunda başlatılan aşılama sürecinde başlangıçta sene ardına kadar 80 bin, toplamda ise 400 bin askeri personelimizi aşılamayı hedefliyoruz” biçiminde konuştu.Rusya göre açıklanan son 24 saatlik verilere kadar ülkede 27 bin 543 yeni olgu tespit edilirken, 496 kişi hayatını kaybetti, 26 bin 682 kişi ise virüsü yenerek sağlığına kavuştu. Son verilerle birlikte ülke genelinde toplam vaka sayısı 2 milyon 215 bin 533'e, iyileşenlerin sayısı 1 milyon 712 bin 174'e, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 38 bin 558'e yükseldi.
Bekir Belirgin
iha
Forum:
Sağlık Haberleri
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
Hayalet
İzmir Kavram Iş Yüksekokulu Ağız ve Diş Sağlığı Programı Öğr. Gör. Ayşegül Doğan, COVID-19'un hayatın her alanındaki mecburi ve kısıtlayıcı etkisinin ağız ve diş sağlığı hizmetlerine de yansıdığını belirterek, ''Diş hekimleri enfeksiyonlarla birinci derecede aleyhinde karşıya gelen meslek gruplarının başında yer almaktadır. Diş tedavileri sırasında patojen mikroorganizmaların bulaşması vaktiyle beri var olan büyük bir problemdir ve COVID-19 bulaşı bu problemi daha büyük bir tehlike haline getirmiştir. Ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin sunumunda diş tedavileri sırasında hasta ve doktor yakın mesafede bulunmakta ve çok sayıda döner makine kullanılarak pozitif miktarda aerosol meydana gelmektedir. COVID-19 enfeksiyonunun damlacıklar ve aerosol aracılığıyla bulaştığı göz önüne alındığında diş hekimleri ve yardımcı personelin yüksek risk altında oldukları görülmektedir'' dedi.''Risk, pek çok afiyet çalışanından daha fazladır''
Doğan, Çin'de yapılan çalışmalarda, COVID-19 virüsünün hücre içerisine girmesine neden olan gözenekli olan reseptörünün ağız mukozasında, bilhassa dil, yanak ve diş eti dokularında daha fazla bulunduğu ve bu nedenle diş çare uygulamalarının COVID-19 açısından yüksek risk taşıdığının teyit edildiği bilgisini paylaşarak, ''Diş hekimlerinin yeni koronavirüs enfeksiyonundan etkilenme riski pek çok sağlık durumu çalışanından daha fazladır.'' diye konuştu.
3 bulaş yolu
Doğan, ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin sunumunda COVID-19 enfeksiyonu için mümkün bulaş yollarını üç başlık aşağıda topladı:
1. Solunum sekresyonlarının ve ağız sıvılarının damlacık yoluyla yayılması, inhalasyonu; oral, nazal ve göz mukozalarıyla teması;
2. Kan, ağız sıvıları ve hastadan elde edilen öteki materyallerle doğrudan doğruya bağlantı
3. Diş tedavileri esnasında sosyal mesafenin sağlanamaması ve enfekte bireylerin konuşma veya öksürme esnasında oluşturduğu damlacık ve aerosollere maruziyet
Sağlık Durumu Bakanlığı tarafından 23 Mart 2020 tarihinde yayınlanan Koronavirüs Bilim Kurulu kararlarına kadar pandemi döneminde uygulanacak önlemleri andıran Doğan, ''Buna kadar; sağlık personeli aracısız bağlantı içermeyen işlemler sırasında hasta ile en düşük 1 metre mesafede bulunmalı, solunum yolu semptomları olan hastalarda ivedi olmayan işlemler ertelenmelidir. Diş tedavileri esnasında eldiven, gözlük/siper, önlük, bone, N95/FFP2 ya da eşdeğeri maske kullanılması gerektiği bildirilmiştir. Keza; COVID-19 pandemisi sürecinde COVID-19 tanısı konulan veya şüphesi bulunan bireylerin rutin diş tedavilerinin yapılmaması ve öteki tüm bireylerin acele olmayan diş tedavilerinin ertelenmesi yönünde karar alınmıştır'' bilgisini paylaştı.
3 kademeli koruma önlemi
COVID-19 enfeksiyonuna karşısında diş hekimlerinin alması gereken önlemlerin üç derece derece olduğunu söyleyen Doğan, ''Birincil (temel) koruma önemleri, tek kullanımlık malzemelerin seçim edilmesi gibi standart önlemlerden meydana gelmektedir. İkincil koruma önlemleri, izolasyon kıyafetleri ve cerrahi giysilerin standart prosedürlere ilave edilmesini içermektedir. Üçüncül koruma önlemleri; COVID-19 enfeksiyonu olduğu saptanan bir hastaya operasyon yapılması sırasında gereken tedbirleri içermektedir. Bu durumda, özel koruyucu kıyafet, N95 maske, tek kullanımlık lateks eldiven ve geçirgen olmayan kundura kılıfı gibi önlemler alınmalıdır'' önerilerinde bulundu.
23 Mart'ta alınan Koronavirüs Bilim Kurulu kararlarına tarafından, COVID-19 pandemisi esnasında uygulanması önerilen acil tedaviler:
• Pulpa enflamasyonu kaynaklı şiddetli diş ağrısı
• Pericoronitis ya da 3. Molar diş kaynaklı şiddetli ağrı
• Postoperatif büyüyen osteitis, alveolitis
• Lokalize sızı ve şişmeye neden olan çıban ya da bakteriyel infeksiyon
• Sızı ya da yumuşak doku travmasına niçin olan diş fraktürü
• Travmaya bağlı diş avülsiyonu/lüksasyonu
• Oral mukozanın akut ve ağrılı lezyonları/ülserasyonları
• Hayatı korkutma edici ya da kontrolsüz kanamalar
• Radyoterapi ve kemoterapi alması planlanan ya da almakta olan ve organ nakli planlanan hastaların tedavileri
• Medikal problemleri için konsültasyon istenilen hastalar
• Dikiş alınması
• Geçici restorasyon kaybı/kırıklarının ve hareketli değiştirme kullanımına engel olan vurukların aerosol oluşturmayacak biçimde tedavisi
• Ortodontik tedavi görmekte olan hastaların braket ve tellerinin yerinden çıkması ve kırılması
• Dudak-ağız tadı yarıklı yenidoğanlara beslenme plağı uygulamaları
• Çene eklemi lüksasyonu
• Malignite şüphesi yer alan durumlarda biyopsi
• Hastanın havayolu açıklığını korkutma eden intraoral/ ekstraoral infeksiyonlar
iha
Forum:
Ağız & Diş Sağlığı
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
Hayalet
Beykent Üniversitesi Sıhhat Bilimleri Yüksekokulu Fizyoterapi ve Rehabilitasyon bölümü Öğr. Gör. Özge Tahran, son zamanlarda çoğu kişinin şikâyeti haline gelen omuz ağrılarına ilişkin kayda değer açıklamalarda bulundu. Omuz ağrılarının kas iskelet sistemi sorunları içerisinde en sık rastlanan üçüncü şikâyet olduğunu söyleyen Tahran, “Omuz ağrılarının yaygın görülmesinin en manâlı nedenlerinden biri, omuz ekleminin karışık anatomik yapısı ve sık kullanılan bir eklem olmasıdır. İş gücü kaybına yol açan ağrılarda, diz ve belden sonradan üçüncü sıradadır. Kişinin hayat kalitesini de negatif yönde etkilemektedir” dedi.''Sebebi bitkiler, enfeksiyon ya da sinirlerle ilgili olabilir''
Omuz ağrılarının daha fazla omuz eklemi çevresindeki kaslar, bağlar ve tendonları taşıyan yumuşak dokulardan kaynaklandığını belirterek sözlerine devamlı Tahran, “En sık karşılaşılan omuz ağrıları, döndürücü manşet (rotator kaf) yaralanmalarıdır. Diğer sık rastlanılan omuz ağrısı sebepleri ise eklem kılıfı çevresi (perikapsüler) yumuşak doku ağrısı, akromiyoklavikuler eklem ağrısı ve boyun bölgesinden (servikal bölgeden) yayılan ağrıdır. Sık görülen omuz ağrıları, özellikle 40 yaş ardından ortaya çıkar. Gençlerde ise çoğunlukla, geçirilmiş cerrahi ya da travma sebebiyle görülür. Omuz ağrılarının öteki nedenleri; tümörler, enfeksiyonlar ve sinirlerle ilgili sorunlar olabilir” ifadelerini kullandı.
''Ev kadınları ve sporcularda sık görülüyor''
Tahran, döndürücü manşetin (rotator kaf), omuz hareketini ve stabilitesini karşılayan kaslarla tendonların bir bütünü olduğu tanımını yaparak, ''Döndürücü manşet yaralanmaları, genellikle etkilenen taraf üstüne düşme ya da tekrarlayan veya ani baş üstü aktiviteler gibi travmatik olaylardan sonra ani sancı ile meydana gelir. Ayrıca; başlangıcında bir travma olmadan zamanla çoğalan bir ağrı olarak da görülebilir. Özellikle baş üstü aktivitelerde sancı ortaya çıkmaktadır. Sıkışma sendromu diye tanımlanan patoloji, kolumuzu kaldırmamızı karşılayan kasların tendonlarının ve bu bölgedeki kesenin omuzu oluşturan kemik yapılar arasında sıkışması sonucunda görülmektedir” sözleriyle manâlı bilgiler aktardı. Tahran, bu sendromun elini yukarıda kullanan mesleklerde, konut kadınlarında, yüzme ve voleybol gibi spor yapan sporcularda daha sık görüldüğünü de sözlerine ekledi.
Donuk omuz nedir?
Donuk omuz olarak emrindeki edilen durumun nasıl ortaya çıktığını da anlatan Tahran, ''Donuk omuz (adeziv kapsülit) eklem kapsülünün daralması sonucu kol hareketlerinin tüm yönlerde sızı ve ileri derecede kısıtlanmasına yol açan klinik bir tablodur. Bu durumun nedeni tam olarak bilinmemektedir. Omuz ekleminin iyi tedavi edilmemiş rahatsızlıkları sonrası ya da kendiliğinden de oluşabilir. Şeker hastalarında daha sık görülmektedir. Sancı çoğunlukla gün boyu ve gece hissedilir. İstirahatle geçmez. Akromiyoklavikular eklem (AK) artritinde ise ters taraf omuza doğru yapılan hareketlerde kısıtlılık ortaya çıkar. AK artritte sancı omuzun tam tepecik kısmında, AK eklemde hissedilir. Omuzdaki sorunun kaynağının saptama edilmesi, doğru çare yönteminin önerilmesi açısından önemlidir” bilgisini aktardı.
''Ters hareketten kaçının, dinlenme ve fizik çare uygulayın''
Ağrıların nasıl çare edilmesi gerektiğine dair kayda değer ipuçları aktaran Tahran, ilk önce ağrıya neden olan hareketlerden kaçınma, dinlenme ve omuza zorlama ve elastikiyet kazandıracak fizik tedavi yöntemleri gibi seçeneklerin uygulandığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı;
“Enflamasyonu ve ağrıyı azaltmak için hap kullanımı da (NSAI: Enflamasyon giderici romatizmal ilaçlar, analjezikle, adale gevşeticiler) önerilebilir. Ağrıya karşın olarak iğneler de (kıkırdak yenileyiciler, yerel anestezikler, subakromiyal kortikosteroid enjeksiyonu, trombosit varlıklı plazma enjeksiyonu vb.) önerilebilir. Ayrıca, meslek ya da meslek yeri değişikliği tavsiye edilebilir. En önemli fizyoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımları, düzgün postürün sağlanması, omuz kaslarında esnekliğin artırılması ve kuvvetlendirme yapılması, egzersiz reçetesinin her hastaya özel planlanması ve bu egzersizlerin sürükleyici yapıldığının denetleme edilmesidir. Çalışma yaklaşımları evrensel olarak kabul edilmiştir. Omuz ağrısında kısa ve uzun vadeli etkileri vardır. Bilhassa döndürücü manşet yaralanmaları için kısa sürede etki göstermektedir. Egzersizler ile beraber sıcak/soğuk başvuru, manuel terapi (mobilizasyon, masaj), bantlama (kinesiotaping), akupunktur ve çeşitli fizik tedavi yöntemleri (elektroterapi: ultrason, lazer, TENS, diadinamik akıntı, fonoforez, iyontoforez vb.) kombine edilebilir.”
Tens ve öteki tedavi yöntemleri
TENS adı bahşedilen tedavi yöntemi hakkında da bilgi veren Tahran, alternatif tedavi yöntemlerine dair de tecrübelerini şu sözlerle aktardı;
''TENS; deri üzerine yerleştirilen üstünkörü elektrotlar aracılığı ile ağrıyı giderme amaçlı elektrik akımıdır. Omuz ağrılarında Enterferansiyel akımın da TENS ile benzer derecede etkin olduğunu bildiren çalışmalar bulunmaktadır. Diğer bir analjezik elektrik akımı olan Diadinami, periyodik alternatif akımdır. Sancı duyusunu ileten sinir liflerinden uyarı girişinin engellenmesi esasına dayanır. Ultrason; en iyi derin ısıtma yapan fizik çare ajanıdır. Dolaşımın düzenlenmesi ve ödemin azaltılmasında etkilidir. ağrı kesici ve spazmı ortadan kaldıran etkileri de ağrının kontrolünde yardımcıdır. Ultrasonun omuzda tendinit tedavisinde etkili olduğu görülmüştür. Fonoforez; ultrason kullanılarak iyonların vücuda sokulma işlemidir. Genelde lokal anestezikler, antiinflamatuar ilaçlar ve kortikosteroidler kullanılmaktadır. İyontoforez; galvanik akım aracılığıyla bazı iyonların insan vücuduna sokulması işlemidir. Kortikosteroidler ve yerel anestezikler bu yolla verilmektedir. Kesikli Manyetik Bölge tedavisinin de tendinitte omuz ağrısı üzerinde kısa ve orta vadede etkin olduğu gösterilmiştir. Laser'in sancı giderici, hücreler arası iletimi düzenleyici, bere iyileştirici ve ödem azaltıcı etkileri bulunmaktadır. Laser bilhassa donuk omuz tedavisinde etkin bulunmuştur. ESWT (ekstrakorporeal şok dalga tedavisi) daha fazla kalsifik tendinitli omuzlarda iyileşme sağlayan bir fizik çare yöntemidir. Kinezyolojik bantlama, elastik bir bantla uygulanan bir çare şeklidir. Kan, lenf akımını artırması, anormal kas gerimini azaltması ve kısmi çıkık olan eklemleri düzeltmesi gibi etkilerinden faydalanılmaktadır. Döndürücü manşet tendinopatisi için fizyoterapi programına dahil edilmesi önerilmektedir. Akupunkturda ise özel iğnelerin vücudun spesifik noktalarına batırılmasıyla iyileşmenin uyarılması amaçlanmaktadır”
Konservatif yöntemlerden fayda görmeyen kişilerde ise en son tedavi olarak cerrahi yöntemlerin seçim edildiğini belirten Tahran, “Cerrahi teknik olarak artroskopik subakromiyal dekompresyon cerrahisi sıklıkla tercih edilmektedir. Içten bir değerlendirmeye tarafından yapılacak uygun tedavi programı, omuz ağrısı tedavisinin etkinliğini artıracaktır.” dedi.
iha
Forum:
Kadın Sağlığı
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
Hayalet
Şanlıurfa'ya gelen sanatçılar Alişan ve Demet Akalın, tarihi ve turistik yerleri ziyaret etti. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi de şehre gelen sanatçıları Cumhuriyet Sosyal Tesisi'nde ağırladı. Burada yemek yiyen sanatçılar, sonradan tarihi ve turistik mekanları gezdi. Yemek esnasında sanatçı Demet Akalın video çekip sosyal medya hesabından paylaştı. Yemeğin pandemi kurallarına yerinde olmadığı yönünde sosyal medyada paylaşımlar yapıldı. Eleştiriler üzerine Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi yazılmış bir izah etme yayımladı.Belediye kadar sosyal ağ üzerinde yapılan açıklamada, yemek yemek yenilen tesiste pandemi kuralları çerçevesinde sadece paket servisi yapıldığı belirtildi. Yemeğin halka kapalı olduğunun vurgulandığı açıklamada, "Artist Demet Akalın ve Alişan, Kültür ve Turizm Bakanlığımızın 'Karahantepe' açıklamasından daha sonra Star TV adına Şanlıurfa'ya gelerek Göbeklitepe, Balıklıgöl ve Karahantepe gibi tarihi mekanlarımızı tanıtmak, Şanlıurfa'nın eşsiz gastronomisine uyarı çekmek istemişlerdir. Sanatçılar, halka açık olmayan bir mekanda maske, mesafe ve sosyal uzaklık kuralları çerçevesinde davetli edilmişlerdir. Benzer programlar, her gün anında bütün televizyon kanallarında bu şekilde yapılmaktadır” denildi.
Tesiste sadece paket servisinin yapıldığı vurgulanan açıklamada, “Bahsi geçen sosyal tesisimiz yalnızca paket servisi ile hizmet vermektedir. Büyükşehir Belediyemiz bünyesinde hizmet veren tüm kurumlarımızda pandemi ile mücadele zarfında alınan kurallar eksiksiz uygulanmaktadır. Şehrimizin tanıtımına takviye sunan sanatçılarımız Demet Akalın ve Alişan'a teşekkür ediyoruz. Bu konuda yapılan kasıtlı manipülasyonlara aleyhinde hukuki haklarımızı kullanacağımızı kamuoyuna saygı ile duyururuz” ifadelerine yer verildi.
iha
Forum:
Güncel Haberler
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
Hayalet
Akşam saatlinde Koçak Mahallesi Samsundağı Yardibi mevkii yakınlarında çalılık alanda yangın çıktı. Az Önce belirlenemeyen bir nedenle çıkan yangın kısa sürede büyürken, dumanı gören köy sakinleri anında yangın alanına koştu. Çapa ve küreklerle kısa sürede müdahale edilen yangın büyümeden söndürülürken, Köylülerin duyarlılığı bir uçtan bir uca yangında fiziki zarar oluşmadı. Kuraklık nedeniyle halen arazilerin yangın için tehlike taşıdığını ve herkesin sağduyu olması gerektiğini bildiren Köy muhtarlığı yangından sonradan duyarlı halkına teşekkür ederek, köyün birlik ve beraberliğinin hiç bozulmamasını diledi.Cihat Cura
iha
Forum:
Güncel Haberler
Yorum
Yorum Yok
Yazar:
Hayalet
3 Aralık Dünya Engelliler Günü kapsamında, bir araya gelen ve arasında görme, işitme ve ortopedik engellilerinde yer aldığı 300 kişilik bisiklet grubu barikatsız bir dünya için pedal çevirdi. Covid-19 ile uğraş genelgesi doğrultusunda sosyal mesafe ve maske kurallarına uyarak gerçekleştirilen faaliyet, Mecidiyeköy'den başlayıp Halasgargazi, Şişhane, Unkapanı'na değin devam etti. Sirkeci Arabalı Vapur İskelesi'nden Harem'e geçen bisikletli grup Üsküdar'da etkinliği sonlandırdı. Üsküdar Belediyesi, Barikat Sanat Atölyesi Derneği ve İstanbul Yeni Asır Üniversitesi konut sahipliğinde gerçekleştirilen projeyi, Unesco Türkiye Ulusal Komisyonu, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Valiliği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İDO, Hollanda, Fransa, İtalya, ABD, Kanada ve 21 İspanyol dilinin konuşulduğu Cervantes Enstitüsü destekliyor.“Engellilerin gürültüsüz çığlığı olacağız”
İstanbul Yeni Asır Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Perihan Eren Bana, “Geçen yıl olduğu gibi bu yılda Barikat Sanat Atölyesi Derneği ile birlikte, içeriğinde tasvir film festivalinin de yer aldığı bir dizi etkinliği İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi olarak düzenliyoruz. Bu etkinlik zarfında bugün burada bisiklet camiasından gönüllülerimiz ile birlikte bir aradayız onlarla hayata pedal çevireceğiz. Engellilerin toplumun her alanında yer alma çabalarını destekliyor ve yanına yer almaya itina gösteriyoruz. Onlarda gayret ettikçe ayrıca eğitimde, ayrıca de hayata katılmadaki süreçte dezavantajların ortadan kalktığını görecekler. Şuan burada 300 birey var. Istikamet her tarafında pedallarımızı çevirip engellilerin sessiz çığlığı olacağız” dedi.
“Bisikletli zaten bilinçlidir”
Barikat Derneği Danışma Kurulu Üyesi Çiğdem Sönmez, “Çok heyecan verici bir gün. Bu dek baskı şartlar aşağıda bunu yapabilmeye çaba gösteriyoruz. Amacımız laf verdiğimiz gibi engellilerin bisiklet binmesini temin etmek. Kışın yok de yazın yapabilsek daha hoş olur. 300 bisikletli şuan burada ve bu sayıyı geçeceğimizi düşünüyorum. Covid-19 önlemlerine de dikkat ediyoruz. Herkes maskeli, bisikletler dezenfekte edildi ve sosyal mesafeye dikkat ediyoruz. Bisikletli zaten bilinçlidir” şeklinde konuştu.
“Her yıl geleneksel olarak yaptığımız etkinliklerden bir tanesini gerçekleştiriyoruz”
Bisiklet sürmeye gelen görme engelli Ali Çavdar, “Her sene geleneksel olarak yaptığımız etkinliklerden bir tanesini gerçekleştiriyoruz. Bisikletli ulaşımın önemini vurgulayarak engelliler haftası ile birleştirdik. Takviye olan herkese teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.
iha
Forum:
Güncel Haberler
Yorum
Yorum Yok
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Forumda Ara
Forum İstatistikleri
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 415 aktif kullanıcı var.
Applebot, Bing, Google
(0 Üye - 412 Ziyaretçi)
Son Yazılanlar
Avrupa Yakası'nda Özel Di...
Son Yorum:
tovirniers
•
2 saat önce
Keçiören Beyaz Eşya Tekni...
Son Yorum:
aysuyigiter
•
4 saat önce
Keçiören Beyaz Eşya Tekni...
Son Yorum:
aysuyigiter
•
10 saat önce
Doğru Sms Onay Sitesi Nas...
Son Yorum:
nullsix
•
Dün, 09:50 PM
Bursa Fizik Tedavi Merkez...
Son Yorum:
aysuyigiter
•
Dün, 08:37 AM
Ev Kapısı Nasıl Açılır? A...
Son Yorum:
emek.gazi.çilingir
•
09-09-2026, 10:08 PM
Saf Su Arıtma Cihazı Nedi...
Son Yorum:
gunsal
•
09-09-2026, 04:34 PM
OSCP, OSAI, CPTS, CRTO, a...
Son Yorum:
tovirniers
•
09-09-2026, 03:47 PM
İzmir Asus Teknik Servisi
Son Yorum:
Backlinkim
•
09-09-2026, 12:30 PM
İzmir Tıkanıklık Açma ve...
Son Yorum:
nullsix
•
09-08-2026, 07:20 PM
